Türkiye Gönüllü Karbon Piyasaları’nın Değerlendirilmesi

[vc_row][vc_column][vc_column_text]Türkiye Gönüllü Karbon Piyasaları’nın Değerlendirilmesi

 

Günümüzde küresel bir felaket olarak değerlendirilen iklim değişikliğinin önlenmesinin yine küresel çapta gerçekleştirilecek eylemlerle mümkün olabileceği görüşü, iklim değişikliği ile mücadelede uluslararası ölçekte çalışmalar ve işbirliği yapılması ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bu kapsamda, ülkelere özelliklerine bağlı olarak değişik yükümlülükler getiren Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü gibi uluslararası sözleşmeler imzalanmış ve bu sözleşmelerle iklim değişikliği ile mücadelede kullanılmak üzere, maliyet etkin bir yöntem olarak küresel bir karbon piyasası ortaya çıkmıştır. Esneklik mekanizmaları gibi zorunlu araçlar ve gönüllülük esasına dayanan gönüllü karbon piyasası sayesinde ülkeler ve firmalar sera gazı azaltımına yönelik projeler geliştirebilmekte ve bu projeler neticesinde elde ettikleri sera gazı azaltım sertifikalarını karbon piyasalarında satabilmektedirler. Bu çalışmada, dünyadaki karbon piyasa türlerinin mevcut durumu incelenmiş, Türkiye’nin, iklim değişikliği rejimi kapsamında sahip olduğu ayrıcalıklı konumu nedeniyle halen belirsizliğini koruyan karbon piyasalarından yararlanabilme imkânları üzerinde değerlendirmeler yapılmıştır.

Gönüllü Karbon Ticareti Sürecinin Temel Özellikleri

  • Zorunlu uygulamalara (KP Esneklik Düzenekleri) göre daha karmaşık bir süreçtir
  • Karbon ticareti farklı şekillerde gerçekleştirilebilir, bundan dolayı karbon salım azaltımı daha esnek ve yeni biçimlerde sağlanabilir.
  • Devletin belirlediği politikalar ve hedeflerden bağımsız olarak geliştirilebilir. Katılım için bir sınırlama yoktur.
  • Gönüllü karbon azaltım süreçlerinde oluşan karbon kredilerinin (VER) standartları ve ticareti

kuralları konusunda belirsizlikler vardır.

  • Kyoto Protokolü kapsamına girmeyen sektörler ve ülkelerde geçerlidir.

 

Avrupa Birliği (AB), Avrupa Yeşil Mutabakatı’nda Avrupa’nın 2050 yılında iklim nötr hale gelmesi için belirlenen hedefi Avrupa İklim Yasası ile kanun haline getirmiştir. Yasa AB’nin 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını azaltarak 1990 yılındaki emisyon seviyelerinin %55 oranında altına düşürme hedefini de kapsamaktadır. İklim nötrlüğünün sağlanması için, emisyonların azaltılması ve yeşil teknolojilere yatırım yapılması gerekmektedir

Gönüllü karbon piyasaları, organizasyonların çeşitli nedenlerle emisyon azaltım yükümlülüklerini yerine getirmek için karbon kredisi satın alabilecekleri piyasalar olarak tanımlanıyor. Net-sıfır ekonomilere geçiş sürecinde şirketlerin emisyon azaltım çabalarına rağmen kalan emisyonlarını gidermeleri için güçlü bir alternatif olarak öne çıkan gönüllü karbon piyasalarının hacmi her geçen gün artıyor.

Bununla birlikte, emisyonların azaltılmasında şeffaflık ve doğruluğun artması için bu alanda hukuki düzenlemelere de ihtiyaç duyuluyor. Yeterli düzenlemelerin olmadığı karbon piyasalarının, dünya genelinde net-sıfır hedefine ulaşılmasını yavaşlatma ihtimali bulunuyor.

Karbon piyasalarında emisyonlarını dengelemek isteyen aktörler, sahip oldukları finansal kaynakları, çeşitli yollarla sera gazı emisyonlarını azaltan veya önleyen projeleri hayata geçiren aktörlere aktarıyor. Bu finansal kaynağın sağlanmaması durumunda hayata geçirilemeyecek projelerin karbon kredileri ile desteklenmesi, emisyonların azaltımı açısından fayda sağlıyor. Paris İklim Anlaşması’nın 6. Maddesi karbon kredilerinin ne şekilde kullanılacağına dair hükümler içeriyor. PA’nın 6. maddesi, taraflar arasındaki gönüllük esasına dayalı işbirliklerini ifade etmekte ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasına ve sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesine yönelik düzenlemeler içermektedir.

 

Gönüllü karbon piyasaları, uluslararası kamu veya özel kredi mekanizmaları ile bu kredilerin satın alınabildiği marketlerdir. Karbon kredileri kendi içerisinde karbon azaltma/önleme (yenilenebilir enerji, ormanların korunması, endüstriyel tesislerde karbon yakalama ve depolama sistemleri vb.) ve karbon giderme (ağaç dikilmesi, toprağın güçlendirilmesi, direkt hava karbon yakalama ve depolama gibi teknolojik çözümler) olarak ikiye ayrılıyor. Karbon kredilerini sağlayanlar genellikle yenilenebilir enerji ve orman projeleri iken, bu kredilere yönelik talepler ise ağırlıklı olarak petrol, gaz ve petrokimya endüstrilerinden geliyor.

 

2020 yılında yaklaşık piyasa hacmi 2 milyar dolar olan gönüllü karbon piyasalarının 2050 yılına kadar 250 dolar piyasa hacmine ulaşması bekleniyor.

 

Gönüllü karbon sertifikaları genellikle iklim değişikliği ile mücadele konusunda duyarlı olan veya global raporlama yapan kurumsal firmalar tarafından tercih edilmektedir. Proje kabul şartlarına bağlı olarak çoğunlukla RES’lerin tercih ettiği GS ve HES’lerin tercih ettiği Verra standartlarına şuanda yeni proje kabulü alınmamaktadır. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Gönüllü Karbon Projeleri Çevrimiçi Kayıt Sistemi de aktif olarak kullanılmamaktadır.

 

Paris Antlaşması’nın onaylanması ile birlikte Türkiye’nin, sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik sunduğu hedefleri gerçekleştirebilmesi için YEK’den elektrik üretimini arttırarak hedeflenen YEK kurulu gücüne ulaşması gerekmektedir. Bu hedefin sağlanması için de sera gazı emisyonlarına sebep olan endüstrilerin YEK kaynaklı elektrik kullanımına yönelmeleri, sebep oldukları karbon emisyonlarını azaltmak mümkünse nötrlemek amacıyla karbon sertifikalarını kullanmaları gerekmektedir. Firmaların gönüllü karbon kredisi alarak çevreye önem veren firma profillerine sahip olmaları için gönüllü karbon kredisi kullanmaları teşvik edilmelidir. Ayrıca karbon emisyonuna sahip tüm sektörlerin, emisyonlarını nötrlemek adına gönüllü piyasalara yönlendirilmeleri, gönüllü piyasaların gelişimine katkı sağlayacak, firmaların da çevresel sürdürülebilirlik adına karbon sıfır hedeflerine ulaşmalarına olanak sağlayacaktır.

 

Türkiye Zorunlu Karbon Piyasaları’na henüz katılmasa da, 2005 yılından bu yana KP’de bahsedilen esneklik mekanizmalarından bağımsız olarak işleyen, Gönüllü Karbon Piyasaları’nda yer almaktadır. Gönüllü Karbon Piyasaları’nda önemli bir role sahip olan Türkiye, Avrupa’daki en büyük gönüllü karbon kredisi satıcısıdır. 2007-2016 yılları arasında 200 milyon ABD dolarının üzerinde yaklaşık 37 MtCO2 eşd. işlem gerçekleştirmiştir. Türkiye, 2016 yılında 1,9 MtCO2 eşd. işlemi ile küresel olarak gönüllü karbon dengelemelerinde Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri, Kore, Çin ve Brezilya’dan sonra gelen altıncı en büyük tedarikçi konumuna gelmiştir. Türkiye’de geliştirilen gönüllü karbon kredilerinin çoğu RES, HES ve biyokütle enerji santrali (BES) projelerinden geliştirilmiştir. Türkiye’de karbon sertifikalarını tercih eden şirketler çoğunlukla küresel menşeili olup, uluslararası sürdürülebilirlik raporlamalarında kullanmak amacıyla sertifika satın almaktadırlar. İklim krizinin farkında olan ve çevreye karşı duyarlı olan yerel şirketler de herhangi bir zorunlulukları olmamasına rağmen karbon sertifikalarını tercih edebilmektedirler. AB, Yeşil Mutabakat çerçevesinde karbon nötr olmayı hedeflemekte ve karbon ayakizini en aza indirmek için alınan tedbirlerden biri olan sınırda karbon vergisini ticari faaliyetlere sahip olduğu ülkelere uygulamayı planlamaktadır. İhracatının büyük çoğunluğunu Avrupa ülkelerine yapan ülkemiz, emisyonlarını azaltmadığı takdirde ticari olarak kayıp yaşayabilecektir.

 

Türkiye toplam ihracatının %50’sini AB ile yaparak, AB’nin 5. büyük ticaret ortağıdır. Yeşil Mutabakat’a uyum sürecinde AB iklim hedeflerini sağlamak ve emisyon seviyelerini düşürmek adına Türkiye’ye ihraç ettiği ürünler için vergi uygulayacak, Türkiye’deki sürdürülebilir ve yeşil olmayan üretimler kredi kuruluşları ve kalkınma bankalarının finansman desteğini almada zorlanacak, yurt dışındaki yatırımcıların da yatırımlarının bir bölümünü sürdürülebilir harcamalara ayırması gerekeceğinden sürdürülebilir ve karbon yoğun olmayan şirketleri tercih etmeyeceklerdir. Özellikle elektrik üreticileri, sınırda karbon vergisi uygulaması nedeniyle yüksek karbon maliyetiyle karşı karşıya kalacağından, olası sonuçlar ve etkiler konusunda fizibilite çalışmalarını yapması gerekmektedir. İlk olarak karbon yoğun endüstrilerin başında gelen çimento, demir çelik, alüminyum, gübre ve elektrik sektörlerini kapsayacak olan sınırda karbon vergisi uygulaması, birçok alanda karbonsuz ekonomiye geçişi sağlayacak, sürdürülebilir kalkınmaya da destek olacaktır. AB Yeşil Mutabakatı ile birlikte döngüsel ekonomi önem kazanacak, ülkemizin de AB Yeşil Mutabakat ve Döngüsel Ekonomi’ye uyum çerçevesinde mevzuatlarını güncellenmesi gerekecektir. Türkiye 83 milyon nüfuslu, 1999-2019 yılları arasında yıllık ortalama %5-6 büyüme oranıyla büyüyen bir ülkedir. Ülkenin gelişmesiyle birlikte ihtiyaç duyulan enerji miktarı da artacağından, Türkiye’nin enerji talebinin, önümüzdeki 10 yıl içinde iki katına katlanması beklenmektedir

 

PA’nın onaylanması ile birlikte Türkiye’nin, sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik sunduğu hedefleri gerçekleştirebilmesi için YEK’den elektrik üretimini arttırarak hedeflenen YEK kurulu gücüne ulaşması gerekmektedir. Bu hedefin sağlanması için de sera gazı emisyonlarına sebep olan endüstrilerin YEK kaynaklı elektrik kullanımına yönelmeleri, sebep oldukları karbon emisyonlarını azaltmak mümkünse nötrlemek amacıyla karbon sertifikalarını kullanmaları gerekmektedir. Firmaların gönüllü karbon kredisi alarak çevreye önem veren firma profillerine sahip olmaları için gönüllü karbon kredisi kullanmaları teşvik edilmelidir. Ayrıca karbon emisyonuna sahip tüm sektörlerin, emisyonlarını nötrlemek adına gönüllü piyasalara yönlendirilmeleri, gönüllü piyasaların gelişimine katkı sağlayacak, firmaların da çevresel sürdürülebilirlik adına karbon sıfır hedeflerine ulaşmalarına olanak sağlayacaktır.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]


Comments

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *