Şirket Yetkililerinin Güveni Kötüye Kullanma Suçu

[vc_row][vc_column css=”.vc_custom_1632396412899{padding-top: 20px !important;}”][vc_empty_space height=”16px”][vc_custom_heading text=”Şirket Yetkililerinin Güveni Kötüye Kullanma Suçu” font_container=”tag:h3|text_align:left” use_theme_fonts=”yes”][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_custom_heading text=”Giriş” font_container=”tag:h4|text_align:left” use_theme_fonts=”yes”][vc_empty_space height=”16px”][vc_column_text]Anonim şirketler, borçlarından ötürü tüm malvarlıklarıyla alacaklılarına karşı sorumludur. Malvarlığının korunması ilkesi ile şirket alacaklılarının alacaklarının güvence altına alınması, şirket malvarlığının dışarıya aktarılmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Buna göre şirket yetkilileri tarafından şirketin malvarlığının korunması ilkesine aykırı davranılması halinde güveni kötüye kullanma suçu ortaya çıkmakta ve şirket malvarlığının dışarıya aktarılması fiili cezai yaptırıma tabi tutulmaktadır.[1] Bu yazıda da şirket yetkilisi olan yönetim kurulu üyeleri ve usulüne göre yetki devri yapılmış üçüncü kişiler tarafından güveni kötüye kullanma suçunun işlenmesi hallerini ve suçun unsurlarını inceleyeceğiz.

[1] Rasim Can Çakır ,Anonim Şirkette Yönetim Kurulu Üyelerinin Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Doğan Sorumlulukları”,s.35[/vc_column_text][vc_custom_heading text=”Korunan Hukuksal Değer ve Suçun Konusu” font_container=”tag:h4|text_align:left” use_theme_fonts=”yes”][vc_empty_space height=”16px”][vc_column_text]Güveni kötüye kullanma suçu malvarlığına karşı işlenen suçlardandır. Malvarlığı kavramı, bir kimsenin para ile ölçülebilen bir değer taşıyan hak ve borçlarının tümü olarak tanımlanmaktadır. Ancak madde gerekçesinde güveni kötüye kullanma suçunun konusunun taşınır ve taşınmaz mallar olduğu ifade edilmesi suçun maddi mallar üzerinden işlenebileceğini göstermektedir.[1]

 

Güveni kötüye kullanma suçunun oluşmasında fail ve mağdurun arasında sözleşmesel bir ilişkinin bulunması ve buna bağlı olarak bir güven ilişkisinin varlığı, mağdurun malvarlığına bir zarar gelmesi ve suça konu olan malın zilyetliğinin(bir taşınır/taşınmazı elinde bulundurmak,kullanmak) faile devredilmiş olması gerekir. Şirket yönetim kurulu üyeleri şirketin malvarlığı üzerinde başkası adına zilyet konumundadır. Kendisine yetki devri yapılmış üçüncü kişiler de devredilen yetkinin niteliğine göre şirket malları üzerinde zilyetlik kazanabilirler. Bu durumda da yönetim kurulu üyelerinin zilyetliği dolaylı da olsa devam eder. Yetki devriyle zilyetlik kazanan kişiler de yönetim kurulu üyeleri gibi güveni kötüye kullanma suçunu işleyebilirler.[2]

[1] Madde gerekçesi için bkz. https://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=1247 , Çevrimiçi

[2] Rasim Can Çakır, “Anonim Şirkette Yönetim Kurulu Üyelerinin Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Doğan Sorumlulukları”,s.63[/vc_column_text][vc_empty_space height=”16px”][vc_custom_heading text=”Fail” font_container=”tag:h4|text_align:left” use_theme_fonts=”yes”][vc_column_text]Şirket ile yönetim kurulu arasında kanunun getirdiği bir ilişki bulunmakta yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasında ise sözleşmesel bir hukuki ilişki tesis edilmektedir. İlişkinin temeli ise şüphesiz ki güvene dayanmaktadır. [1] Yönetim kurulu, şirketin yönetim ve temsil organıdır. Şirketin iç ve dış ilişkilerini yöneten ve kararların yerine getirilmesini sağlayan organıdır.Ayrıca hukuk nezdinde bağımsız bir kişiliğe, tüzel kişiliğe sahip şirketin malvarlığını idare etmektedir,bu malvarlık yönetim kurulu üyelerine şirket tarafından devredilmiştir dolayısıyla güveni kötüye kullanma suçu şirket yönetim kurulu üye/üyeleri tarafından işlenebilecektir.

[1] Rasim Can Çakır ,Anonim Şirkette Yönetim Kurulu Üyelerinin Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Doğan Sorumlulukları”,s.19[/vc_column_text][vc_empty_space height=”16px”][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_custom_heading text=”Mağdur” font_container=”tag:h4|text_align:left” use_theme_fonts=”yes”][vc_column_text]Güveni kötüye kullanma suçu şirket malları üzerinde işleneceğinden ve şirket yetkilileri ile şirket arasında sözleşmesel ilişki ve malvarlığı kavramı kapsamında bir güven ilişkisi mevcut olacağından suçun mağduru tüzel kişiliğe haiz Şirket olacaktır.[1] Pay sahiplerinin şirket malları üzerinde bir mülkiyet hakkından bahsedilemeyeceğinden ortaklar bu suçta mağdur sıfatını kazanmayacak, güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle şirketin kaybettiği malvarlığı değeri oranında paylarının da değerlerinin etkilendiğinden bahisle ancak suçtan zarar gören konumunda olabileceklerdir.

[1] Yüksek Mahkeme de tüzel kişilerin güveni kötüye kullanma suçunun mağduru olabileceğine hükmetmiştir: “Katılan şirkette çalışan ve para tahsil yetkisi bulunan

sanığın vadeli satışlar nedeniyle şirket adına tahsilat fişi kesmeden vadesinden önce topladığı

paraları şirkete teslim etmeyip uhdesinde tuttuğunun anlaşılması karşısında; suçun mağdurunun

katılan şirket olduğu gözetilerek…” (Yargıtay 11. CD, E.2003/16813, K.2006/610, T.07.02.2006. (Bakıcı, a.g.e., s.130.)[/vc_column_text][vc_empty_space height=”16px”][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_custom_heading text=”Maddi Unsur” font_container=”tag:h4|text_align:left” use_theme_fonts=”yes”][vc_column_text]Güveni kötüye kullanma suçu seçimlik hareketli bir suçtur. Kanunun 155. Maddesinde suçun hareketleri tek tek sayılmak yerine zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunmak veya devir olgusunu inkar etmek olarak iki genel başlık olarak düzenlenmiştir.Failin davranışları şirkete zarar vermeye, zararına yol açmaya yönelik davranışlardır. Suçun oluşması için menfaatin fiilen elde edilmiş olması ya da maddi bir menfaat olmasına gerek yoktur, manevi bir menfaatte elde edilmiş olabilmektedir.[/vc_column_text][vc_empty_space height=”16px”][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_custom_heading text=”Manevi Unsur” font_container=”tag:h4|text_align:left” use_theme_fonts=”yes”][vc_column_text]Güveni kötüye kullanma suçu kasten işlenebilen bir suç olup taksirle işlenmesi mümkün değildir. [1] Failin güveni kötüye kullanma suçunu işlemesi için malın başkasına ait olduğunu ve bu mal üzerinde hukuki bir ilişkiye dayanarak zilyet olduğunu bilmesi gerekmektedir. Failin zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunma kastı (hareketin neticesini bilerek ve isteyerek bir hareket gerçekleştirmek) olmalıdır. İlgili suç olası kastla da (sonucunu öngörerek ona rağmen ne olursa olsun diye düşünerek fiili gerçekleştirmek) işlenebilmektedir.

[1] Rasim Can Çakır, “Anonim Şirkette Yönetim Kurulu Üyelerinin Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Doğan Sorumlulukları”,s.113[/vc_column_text][vc_empty_space height=”16px”][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_custom_heading text=”Nitelikli Hal” font_container=”tag:h4|text_align:left” use_theme_fonts=”yes”][vc_column_text]Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin güveni kötüye kullanma suçunu işlemeleri durumunda karşılaşacakları yaptırım, suçun basit hali üzerinden değil, nitelikli hali üzerinden olacaktır. [1] Zira şirket ile yönetim kurulu üyeleri arasında yer alan ilişki alelade sözleşmesel bir güven ilişkisi olmayıp doğrudan doğruya suçun nitelikli halini oluşturan durumlar arasında değerlendirilecek konumdadır. Yönetim kurulu ile şirket arasında meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi bulunmadığından yönetim kurulu üyelerinin güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli halini  işleyebilmesinde “suçun hangi nedenden doğmuş olursa olsun” idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında olacaktır.

 

[1] Rasim Can Çakır, “Anonim Şirkette Yönetim Kurulu Üyelerinin Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Doğan Sorumlulukları”,s.65[/vc_column_text][vc_empty_space height=”16px”][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_custom_heading text=”Sonuç” font_container=”tag:h4|text_align:left” use_theme_fonts=”yes”][vc_column_text]TCK m.155’de düzenlenen güveni kötüye kullanma suçu yönetim kurulu üyeleri tarafından da işlenebilecek bir suçtur. Şirket yetkililerinin malvarlığının korunması ilkesine aykırı iş ve işlemlerde  bulunması, kötü yönetim, sermaye kaybına kötü yönetim ve basiretli bir iş adamı gibi davranmayarak sebebiyet vermesi veya borca batıklık hallerinde hareketsiz kalması veya durumu iyileştirici kararlar almaktan kaçınması, şirket borçlarının büyümesi karşısında sorumluluklarını yerine getirmemesi, genel kurul kararı olmaksızın önemli miktarda malvarlığının toptan satışını gerçekleştirmesi, yetkisini aşacak işlemlerde bulunması gibi zilyetliğin devri amacını aşan fiileri cezai yaptırıma tabi tutmuştur.[/vc_column_text][vc_empty_space height=”16px”][/vc_column][/vc_row]


Comments

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *