Unutulma Hakkı

[vc_row][vc_column css=”.vc_custom_1541070614625{margin-top: 48px !important;}”][vc_custom_heading text=”Unutulma Hakkı” font_container=”tag:h3|text_align:left” use_theme_fonts=”yes”][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]İçtihatlar ve doktrin dikkate alındığında unutulma hakkı; meşru amacını kaybeden kişisel verilere ilişkin içeriğin veri öznesinin talebi üzerine kaldırılması anlamına gelmektedir. Unutulma hakkı ile geçmişinde kendi iradesi ile veya üçüncü kişinin neden olduğu bir olay nedeni ile kişinin geleceğinin olumsuz bir şekilde etkilenmesinin engellenmesi sağlanmaktadır. Bireyin geçmişinde yaşadığı olumsuz etkilerden kurtularak geleceğini şekillendirebilmesi bireyin yararına olduğu gibi toplumun kalitesinin gelişmişlik seviyesinin yükselmesine etkisi de tartışılmazdır. Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir. Unutulma hakkı; bir anlamda kamu yararı ile birey yararı arasında olması gereken dengenin, ilk başta güncellik, görünür gerçeklik, kamuoyu ilgisi ve kamu yararı sebebiyle haber, fotoğraf ve görüntülerin üçüncü kişilerin bilgisine sunulması lehine kurulduğu halde, ilerleyen zamanda güncelliğini kaybeden bilgiler nedeniyle habere, fotoğrafa veya görüntüye konu kişinin sürekli kamuoyunun bilgisinde ve dolayısıyla gündeminde kalmasını sağlayacak bilgiye ulaşılabilirliğin bu defa birey yararının ön plana geçmesidir.

Bu hak; bireylerin fotoğraf, internet günlüğü gibi kendileri hakkındaki içerikleri silmek için üçüncü şahısları zorlamayı içermesinin yanında geçmişteki cezalarına ilişkin bilgilerin veya haklarında olumsuz yorumlara neden olabilecek bilgi ve fotoğraflarının kaldırılmasını isteme hakkını tanıdığı kabul edilmektedir. Diğer taraftan bu hak, bireyin geçmişindeki belirli yönlerinin mümkün olmayacak biçimde hatırlanmaması için önlemler alınmasını gerektirmektedir.

Avrupa Birliği Adalet Divanı C-131/12 sayılı Google kararında; internet’in yaygınlaşmasından önce kişilerin geçmişlerine ilişkin özel yaşamları zaman içinde kaybolmakduğunu, bireylerin geçmişlerinde yaşadıklarına ilişkin herhangi bir kayıt tutulmuşsa da bu kayıtlara ulaşılmasının zorluğu kişilerin geçmişlerinde yaptıkları hatalardan bağımsız olarak yaşamlarını sürdürmelerine imkân tanıdığını, ancak günümüzde basit bir İnternet araştırması, bireylerin geçmişte yaptıkları ve hatırlamak ve/veya hatırlanılmasını istemedikleri hatalarını kolayca ortaya koyduğunu ifade etmiştir. Haber arşivlerine erişimin kolaylaşması kişiler hakkında yapılan haberin unutulmasına fırsat vermeyen bir sanal ortam meydana getirmiştir. Bu durum İnternet’in yaygınlığı ile birlikte değerlendirildiğinde bireylerin geçmişte yaptıkları ve hatırlanmasını istemedikleri hususların sürekli olarak kişilerin karşısına çıkması ihtimalini kuvvetlendirmiştir. İfade ve basın özgürlüğü ile şeref ve itibarın korunması hakkı, eşit düzeyde koruma gerektiren temel hak ve özgürlüklerdir. Bu nedenle bozulan dengenin her iki temel hak arasında tekrar kurulması zorunluluk olmuştur. Bu bağlamda unutulma hakkı adil dengenin kurulması için vazgeçilmez niteliktedir. Bu karar ışığında kişisel veriler eksiksiz, geçerli, yasal olarak işlenmiş ve yayınlanmış olsa dahi veri sahipleri verilerin; ilgisiz olduğunu, işlenme amacını aştığını, güncel olmadığını, ve tarihi, istatistiksel veya bilimsel amaçlarla tutulmaları zorunlu olmadığı halde, gereğinden fazla sürede sistemde tutulduğunu ileri sürerek silinmelerini talep edilebileceği kabul edilmektedir.

 

Bunun yanında Anayasa Mahkemesi’de; unutulma hakkı ile ifade ve basın hürriyeti arasında denge kurulurken, basın ve halkın haber ve fikirlere ulaşma hürriyetlerinin özüne dokunulmaması ve aynı zamanda hak sahibinin çıkarlarını koruyacak şekilde hareket edilmesi gerektiği, internet ortamında yer alan arşiv niteliğinde haberin tümü ile silinmeden sonuca ulaşılabilmesinin mümkün olduğu, ancak somut olayda haberin konusunun, arşivde kolaylıkla ulaşılabilir kılınması için gerekli toplumsal açıdan haber değerinin devam etmediği, haberin geleceğe ışık tutacak nitelikte olmadığı, güncelliğini yitirdiği, tarihi, istatiksel veya bilimsel amaçlarla internet ortamında kolaylıkla ulaşılabilirliğinin sağlanmasının zorunlu olmadığı, kamu yararı bakımından siyasi veya medyatik kişiliğe sahip olmayan başvurucunun itibarının zedelendiği ve şeref ve itibarının korunması için anılan habere erişimin engellenmesi gerektiği kanaatine varmıştır.

İlk defa ABAD’ın Google Kararı’yla kabul edilen unutulma hakkı; Anayasa Mahkemesi de açıkça kabul etmiş, Yargıtay kararlarında unutulma hakkı kavramına değinilmiştir. Tüm bu gelişmeler ışığında unutulma hakkının, her ne kadar tam olarak çerçevesi çizilmemiş olsada, artık hem uluslararası hukukun hem de ulusal hukukumuzun bir parçası olduğu ifade edebiliriz.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width=”stretch_row” video_bg=”yes” video_bg_url=”https://www.youtube.com/watch?v=o1I0KTKldSI” video_bg_parallax=”content-moving” css=”.vc_custom_1542817222068{margin-top: 20px !important;margin-bottom: -60px !important;padding-top: 82px !important;padding-bottom: 125px !important;}” el_class=”video_overlay”][vc_column][vc_custom_heading text=”De Lege Ferenda!” font_container=”tag:h1|text_align:center|color:%23ffffff” use_theme_fonts=”yes” css=”.vc_custom_1537023731274{margin-bottom: 40px !important;}”][/vc_column][/vc_row]


Comments

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *